Sagopa Kajmer Pesimist Orkestra ”SAYKODELİK EP”
indirmek İçin Tıklayınız:
http://rapidshare.com/files/263320805/sagopa_kajmer___pesimist_orkestra-saykodelik_EP__mp3s_.rar
Alternatif Link:
http://rapidshare.com/files/263321080/sagopa_kajmer___pesimist_orkestra-saykodelik_EP__mp3s_.rar
Prodüktör:Yunus Özyavuz mahlas Sagopa Kajmer
Grafik:Lephisto Design
Melankolia Müzik
3 Ağustos 2009 Pazartesi
2 Ağustos 2009 Pazar
1 Ağustos 2009 Cumartesi
Abluka Alarm ”Rüyalar ve İnsanlar” Video Klibi ve Resmi Web Sitesi
Herkese selamlar yeni bir sürprizle tekrar karşınızdayız. Bildiğiniz gibi aylar öncesinden haberini verdiğimiz ve bazı nedenlerden dolayı uzadıkça uzayan bizi ve sizleri bekleten rüyalar ve insanlar klibini bitirip sizlere servis etmenin mutluluğunu yaşıyoruz. Klip hakkında her gün onlarca mail aldık sizlerden, hem verdiğimiz sözü tutmak hem de sizden gelen mailleri karşılıksız bırakmamak adına klip yönetmenimiz Emrah Akman ile birlikte oturup her şeye sıfırdan başladık. Çekilmiş eski görüntülerden yola çıkarak hummalı bir çalışma sonucu klibi bitirdik. Üstümüzden gerçekten büyük bir yük kalktı. Klibi temasını rüyalar ve insanlar adından yola çıkarak oluşturduk. Yaşadığımız hayattaki bazı olumsuzlukları yansıttık ve klipte bunları irdelemeye çalıştık. Oluşturmak istediğimiz senaryo albümün çıktığı ilk günden beri kafamızdaydı. İsterdik ki sıcağı sıcağına servis edelim ama hiçbir şey bazen yolunda gitmiyor. Sizinde bildiğiniz gibi bu projenin yapımında bize yardımcı olacak arkadaş parasal nedenlerden dolayı bizimle çalışmadı. İş yine bize yine dostlara kaldı. En başında beri ilk klibimizi çeken ve desteğini bizden esirgemeyen daim dostumuz Emrah Akman bu projemizde de elini taşın altına koydu. Kendisine teşekkürlerimizi iletiyoruz umarız beğenirsiniz…
Kliple birlikte en çok merak edilen konulardan bir tanesi de yeni albüm. Adını sır gibi sakladığımız albümümüzün kayıtları nihayet bitti. Şu anda geriye kalan aşama sadece editler. Bu aşamadan sonra melankolia müziğe albümümüzü sunacağız ve bizde sizler gibi albümün çıkış tarihini beklemeye başlayacağız. İlerleyen zamanlarda albümle alakalı daha detaylı bilgileri yine buradan sizinle paylaşacağız. Çok az kaldı her şeye değecek bir albüm yolda bize güvenin.
Gelelim bir başka sürprize, albümün çıkış tarihi İle aynı zamanda yayına girecek olan resmi web sitemiz www.ablukaalarm.com huzurlarınızda olacak. Bizim hakkımızda bütün bilgilere ulaşabilmenizin yanı sıra sizleri bekleyen bir shop bölümü, bunun yanında gündemdeki konuları tartışabileceğimiz bir blog sayfası ve site içine gizlenmiş bazı sürprizler keşfedilmeyi bekleyecek. Bizden şimdilik bu kadar çok yakında yeni albüm yazısıyla huzurunuzda olacağız..
Klibi burdan izleyebilirsiniz :
www.ablukaalarm.com
Abluka Alarm
Bir yıldız daha geliyor!
Transferde ünlü isimleri kadrosuna katan Galatasaray'ın gözü şimdi de Real Madrid'in iki yıldızında. Sarı-Kırmızılılar'ın, Huntelaar ya da Nistelrooy'dan birini almak için harekete geçtiği belirtildi.
Leo Franco, Abdulkader Keita ve son olarak da Elano Blumer'i alarak, kadrosunu üç süper yabancıyla güçlendiren Galatasaray transferde durmak bilmiyor. Forvet bölgesi için de dünyaca ünlü bir ismi renklerine bağlamak isteyen Sarı-Kırmızılılar'ın, Real Madrid'in iki Hollandalı golcüsüyle ilgilendiği öğrenildi. Teknik direktör Frank Rijkaard'ın da çok istediği bu iki ismin Klaas Jan Huntelaar ve Ruud van Nistelrooy olduğu bildirildi.
Huntelaar zor ama
Ancak Stuttgart'a imzası son anda gerçekleşmeyen Huntelaar'ın transferi bir hayli zor gözüküyor. 26 yaşındaki forvet, kulüp yönetiminin kendini gözden çıkarmasına rağmen takımdan ayrılmak istemiyor. Roma, Tottenham, Milan gibi devlerin talip olduğu Huntelaar'ın 20 milyon Euro'luk bonservis bedeli de bu transferi bir hayli güç kılıyor.
Nistelrooy daha cazip
Ruud Van Nistelrooy ise futbol kariyerinin sonlarına yaklaşmış olması nedeniyle Türkiye'ye transferi daha imkan dahilinde gözüküyor. 33 yaşındaki futbolcu geçirdiği ağır sakatlık nedeniyle geçen sezonun büyük bölümünde forma giyememişti. Tam anlamıyla sahalara dönüşü Eylül ayı başını bulacağı söylenen Nistelrooy'un Real ile 1 sezonluk sözleşmesi kalmış olması sebebiyle ve FIFA kuralları gereği, eğer oyuncu ikna edilirse 1 yıllık aldığı ücret kulübüne bonservis bedeli olarak ödenerek, transferi gerçekleştirilebilecek.
Elano İstanbul'da
Galatasaray'ın yeni transferi Brezilyalı oyuncu Elano İstanbul'a indi. Yarın sözleşme imzalayacak olan futbolcuyu çok sayıda taraftar karşıladı.
Galatasaray'ın, İngiltere'nin Manchester City takımından transfer ettiği Brezilyalı Milli Takımı'nın futbolcusu Elano Blumer, İstanbul'a geldi.
Brezilyalı futbolcu, kulüp yönetim kurulu üyesi Haldun Üstünel ile birlikte akşam saatlerinde geldiği İstanbul Atatürk Havalimanı'nda sarı-kırmızılı taraftarlarca coşkulu bir biçimde karşılandı.
Galatasaraylı çok sayıda taraftar Brezilyalı oyuncu lehine uzun süre tezahürat yaparken, yıldız oyuncuya sarı-kırmızılı renklerde çiçek verildi ve boynuna Galatasaray atkısı takıldı.
Elano'nun İstanbul'a gelişini çok sayıda medya mensubu da izlerken, taraftarların ilgisi nedeniyle zaman zaman izdiham yaşandı. Elano, havalimanından ayrılırken, yaşanan izdiham nedeniyle bir süre HAVAŞ'ın kent içindeki seferlerini yapan otobüsüne alınarak bekletildi. Bu sırada Brezilyalı futbolcu, taraftarların kendisine gösterdiği yoğun ilgiye el sallayarak karşılık verdi. Elano daha sonra, getirilen özel araçla Haldun Üstünel ile birlikte havalimanından ayrıldı.
Bu arada Galatasaraylı taraftarlar, transferin gerçekleşmesinde büyük emeği bulunan kulüp yönetim kurulu üyesi Üstünel'e de yoğun sevgi gösterilerinde bulundular ve “En büyük transfer Haldun Üstünel” diye tempo tuttular.
Brezilyalı futbolcu, yarın sabah sağlık kontrollerinden geçtikten sonra, kendisini 4 yıllığına sarı-kırmızılı renklere bağlayacak sözleşmeye imza atacak.
Galatasaray'ın, İngiltere'nin Manchester City takımından transfer ettiği Brezilyalı Milli Takımı'nın futbolcusu Elano Blumer, İstanbul'a geldi.
Brezilyalı futbolcu, kulüp yönetim kurulu üyesi Haldun Üstünel ile birlikte akşam saatlerinde geldiği İstanbul Atatürk Havalimanı'nda sarı-kırmızılı taraftarlarca coşkulu bir biçimde karşılandı.
Galatasaraylı çok sayıda taraftar Brezilyalı oyuncu lehine uzun süre tezahürat yaparken, yıldız oyuncuya sarı-kırmızılı renklerde çiçek verildi ve boynuna Galatasaray atkısı takıldı.
Elano'nun İstanbul'a gelişini çok sayıda medya mensubu da izlerken, taraftarların ilgisi nedeniyle zaman zaman izdiham yaşandı. Elano, havalimanından ayrılırken, yaşanan izdiham nedeniyle bir süre HAVAŞ'ın kent içindeki seferlerini yapan otobüsüne alınarak bekletildi. Bu sırada Brezilyalı futbolcu, taraftarların kendisine gösterdiği yoğun ilgiye el sallayarak karşılık verdi. Elano daha sonra, getirilen özel araçla Haldun Üstünel ile birlikte havalimanından ayrıldı.
Bu arada Galatasaraylı taraftarlar, transferin gerçekleşmesinde büyük emeği bulunan kulüp yönetim kurulu üyesi Üstünel'e de yoğun sevgi gösterilerinde bulundular ve “En büyük transfer Haldun Üstünel” diye tempo tuttular.
Brezilyalı futbolcu, yarın sabah sağlık kontrollerinden geçtikten sonra, kendisini 4 yıllığına sarı-kırmızılı renklere bağlayacak sözleşmeye imza atacak.
Elano Galatasaray'da!
Galatasaray, Manchester City'nin Brezilyalı Yıldızı Elano Blumer'le 4 yıllık sözleşme imzaladı.
Rijkaard'ı takımın başına getirerek büyük sükse yapan, bu hamleden kısa süre sonra Keita'yı transfer ederek manşetleri süsleyen Galatasaray son bombayı Brezilya Milli Takımı ve Manchester City'de forma giyen Elano'yu renklerine bağlayarak patlattı. Haldun Üstünel, adı Beşiktaş ile de geçen Elano için City ile 7 milyon euroya el sıkışarak bir kez daha transferi bitiren isim oldu.
Sarı-kırmızılı kulübün resmi internet sitesinde yapılan açıklamada, ''28 yaşındaki Elano, orta sahada hücuma yönelik görev yapabilen, her iki ayağına da hakim, uzaktan etkili şutlar atabilen ve gerektiğinde orta sahanın farklı mevkilerinde oynayabilen bir isim. Mevkisinde Kaka, Ronaldinho, Diego, Juninho gibi isimler olmasına karşın tam 35 kez Brezilya Milli Takım forması giyen Elano, 6 gol kaydetti. Yıldız futbolcu, Manchester City'den önce Shakthar Donetsk ve Santos takımlarında forma giydi'' ifadesi kullanıldı.
Brezilyalı futbolcunun, 31 Temmuz Cuma günü İstanbul'a geleceği bildirildi.
28 Temmuz 2009 Salı
25 Temmuz 2009 Cumartesi
Kolera Haber 3 Röportajı
İşte o 13 soru ve 13 cevap!
1) İnsanların Rap müziğe karşı önyargıları olabilir,bu insanların dünyalarına ulaşmak ve Kolera dinlemenin lüksünü yaşatmak için Rap müzikten başka tarzda şarkılar yapmayı düşündüğünüz bir müzik türü var mı?
Kolera:Ben yeterince dinlenebilir rap yaptığımı düşünüyorum,son solo albümüm İnziva ve internet üzerinden hediye ettiğim Kolostrofobi Ep çok farklı müzik türleri dinleyen insanlarca sevildi ve kabul gördü,farklı tarzda müzik yapmayı hiç düşünmedim. Yaptığım en iyi iş rap onunla başka insanların dünyalarına ulaşamazsam başka hiçbir müzikle ulaşamam.
2) Geçtiğimiz günlerde katıldığınız bir programda(Beyaz Show) "Rap kültürü içinde diss var diye ben yapmak zorunda değilim,zaten sevmiyorum dissi" şeklinde bir ifade kullandınız. Bunun dışında Rap kültürü içinde sevmediğiniz öğeler var mı?Ayrıca;sözlerdeki argo demeyelim ama küfür sizce Türkiye'de Rap'i baltalıyor mu?
Kolera:Bu konudaki duruşumuzu artık herkes biliyor,rapte küfrü sevmiyoruz.Türkçe Rap te hadler çok aşıldı ,yolda giderken size birisi küfür etse susup gider misiniz? ya da eşinize biri ağır bir küfrettiğinde dayak yiyeceğinizi bile bilseniz sessiz kalmak ister misiniz?.Artık rap camiasında hadler fazlasıyla aşıldı insanlar bu kadın kimin nikahlı eşidir,bu adam hangi ananın evladıdır diye düşünmüyor bir de komedi gibi kültürümüzde var aşıklar da sazlarıyla atışırdı diyorlar,Allah aşkına söyleyin bugüne kadar hangi aşık elalemin karısına küfretti ya da hangi aşık sazını çalarken karşısındaki adama o ağza alınmayacak kelamları etti,bir de yaptıkları ayıbı kültürümüze yüklüyorlar ,yazık,helak olsunlar...
Rap Kültüründe diss var diyorlar ama bizim kültürümüzde yok ne olacak?Ayrıca Amerika"da olmalarına rağmen Notorious Big 2Pac Shakur"u öldürtmedi mi?Tu Pac"in elemanları peşinden Notorious"u vurmadı mı?Demek ki ne bizim kültürümüzde ne de başka kültürlerde küfür kabul görmüyor.Bunun dışında anlamsız kafiyeleri dizmeleri de rapi baltalıyor ,çıkıp orada burada anlamsız şarkılar okuyorlar,ondan sonra bana röportaj sorumun ilk sorusu ""insanların rape karşı ön yargıları olabilir""le başlıyor.İşte rapi tanıtıyoruz adı altında rapin içine etmek diye buna denir.Rap in bir ağırlığı vardı o program bu program gezerek,manasız kelimeleri dizerek,çarçur ettiler ağırlığını�Bu cehalettinler baltalıyor rapi başka bir şey değil�
3) Bu sorumu size gelen olumlu tepkilere göre yanıtlamanızı istiyorum.Dinleyicilerin Kolera dinlerken;diğer rap müzik yapan insanlarda yakalayamadıkları çok özel bir nokta,his var mıdır? Bir hastalık gibi düşünürsek düşüncemizdeki sancıyı,bu sancının ilacı sadece bu Kolera'da var diyebileceğimiz bir şey yani.
Kolera:Anlamlı sözler yazdığıma inanıyorum önceden bir fantezi yazarıydım ama artık bir şairim.Herkesin bir tercihi vardır benim şiirlerimi neden tercih etiklerini dinleyicilerime sormak gerekir.Bende herhangi bir yalan yok o şiirleri en içten duygularımla yazıyorum içinde sahtelik olmadığından seviyorlardır belki de�
4) Ülkemizde müzik yapan bir çok kişinin şarkıları belli bir süre sonra dinlenmemeye başlanıyor,"fast song" diyebiliriz belki de,hızlı tüketim ürünleri gibi hızlı tüketilen şarkılar.
Sizde ise bunun tam tersi var.Örneğin yıllar önce yaptığınız;irtifa kaybı,matine araları gibi şarkılar video paylaşım portallarında hala iyi izlenmeler alıyor.
Sizin bu hızlı tüketim ürünleri gibi olan şarkılar hakkında görüşünüz nedir.
Yapacağınız şarkıların bu kalitede olmasının sorumluluğununu ayrıca hissediyormusunuz?
Kolera:Hissetmez miyim?Fazlasıyla hissediyorum.Mesela şu ara Sagopa Kajmer ile yapacağımız 2.düet albümümüzün kayıtlarına girmeye başladım 4 şarkı okuduğum ve editlerini bitirdiğim halde 4ünü de geri dönüşüm kutusuna attım şuan elimde sadece 3 şarkım var�Ben daha ne kadar idealist çalışabilirim bilmiyorum,haftalarınızı harcadığınız bir çalışmayı bir anda çöpe atmak gerçekten çok zordur ama benim gözüm kara ya klasik olsun ya da olmasın.Şimdilerde dinleyicilerim İnziva albümünün 1.yıl dönümünü kutluyor bu beni çok duygulandırdı,albüm çıkış tarihinizin hatırlanması hatta kutlanması ne demek?Çok mahçubum sevenlerime beni çok güzel destekliyorlar Allah razı olsun,o yüzden ben bu güzel insanlara kırıntı sunmaya utanırım ya mükellef bir sofra açarım ya da hiç açmam daha iyi�
5) Türkiyede yapılan Rap müzik hakkında bir soru sormak istiyorum,kişileri muhattap almayı sevmediğinizi biliyorum.O yüzden şöyle sorayım,Türkiyede Rap gelecekte nasıl olmalıdır?
Kolera:Geleceğin rapini şuanda biz Sagopa Kajmer ile icra ediyoruz,Kafile adlı bir Türkçe Rap karma albümü çıkarmıştık,şimdi yeni bir yarışma ile Kafile 2 de yer alacak Mc leri seçtik,içinde kendi tarzını çıkarabilmiş yetenekler var rapleri daha iyi olabilir ama gelişecektir,dinlediğimde helal olsun ne bize benziyor ne başkasına kendine has vokalini yapıyor dedirten Mc ler oldu son zamanlarda beni gerçekten sevindiren birkaç olaydan biridir bu olay çünkü orijinal bir şeyler bulmak çok zor�Taklitlerin bile taklidi çıkıyor,Gwen Stefani Madonna ya özeniyor,bir başka sanatçı Gwen"e özeniyor aynı bunun gibi bir durum var Underground Rap piyasasında�Kısacası gelecekteki rap özgün olmalıdır o gelecekteki rapi kim icra edecekse kendine has olması gerek yoksa adı geçmişteki rap olur.Şimdi Cartel bir albüm çıkaracakmış diye duydum umarım 98 deki vokalleriyle geri dönmezler ben Cartel"in albümünden 3 tane almıştım ama şimdi biz çıtayı çok yukarı taşıdık eğer yeni ritme ayak uyduramazlarsa dezavantaj olur çünkü artık kimse 98 rapini dinlemiyor.
6) Dinleyicilerinizin bir çoğu şarkıları her dinlediğinde farklı bir şeyler hissettiğini söylüyor.Zamanın enerjisi ile kendini anlamlandırıyor her an sanki.Sizce böyle olmasında,küfür gibi sıradan sözler yerine,çok daha derin sözcükler ve cümleler kullanmanızın payı var mı?
Kolera:Elbette vardır,ben bile Sagopa Kajmer"in bazı sözlerini yeni idrak ediyorum aaaa sen burada yoksa böyle mi demek istedin diyorum evet diyor hal bu ki ben onu bambaşka yorumlamış oluyorum ya da bazen dinleyicilerin bir yorumunu okuyorum böyle anlamış bunu mu kastettin ben başka anlamıştım diyorum,diyor ki senin anladığın anlamıyla yazdım ama onun da fikri güzelmiş o anlam da olur diyor ne anlıyorsan o gibi bir hal�Eğer anlamlı bir şeyler yazdıysanız herkes o sözlerden kendi hayatına uyan en yakın sonucu çıkarır,belki de sırf bu yüzden sizi sever ve kendine yakın hisseder.
7) Çalışmalarınızda tasavvuf türü söz ve vurguları çok fazla görüyoruz.İnsanın şöyle sorası geliyor;'Çöle bu yağmur damlalarını yağması için nasıl güzel bir dua ile söze başladınız!'
Çünkü müzik yapan bir çok kişi bu duyguları unutturmak,insanların düşünemez,çözüm üretemez noktalara taşımak için gayret ederken sizin "ah bu derinde taş dibe düşmez oğlum öyle derindi, haktan başka yol düze çıkmaz oğlum köprü gerildi" veya "senin benden başka bir çok sevgilin var ama benim tek sevgilim sensin" dediğinizi her an duyar gibiyiz.
Bu zor oldu mu?
Yoksa bunun sırrı da şarkı sözlerinizden birinde mi saklı?
Kolera:Besmele ile başladım,halen de her yeni şarkının ilk sözünü yazarken Besmele çekerim mikrofonu açtığımda da ilk Bismillahirrahmanirrahim derim.
Bu sözleri yazmak zor olmadı hiçbir sözü yazmak zor değildir,söz yazmak ucunu yakalayamadığın bir ip gibidir gelmeye başladı mı gelir,o yüzden zor oldu diyemem ama bazen söz yazabilmek zor oluyor uzun süre durup öylece deftere bakıyorum 2 satır yazıyorum sonra bugün olmayacak demek ki diyor bırakıyorum bu ilham meselesi geldiğinde yazıyorsun geldiğinde de zor olmuyor.Ha her an her şartta her konuda şiir yazabilirim o ayrı benim bahsetmeye çalıştığım o ince çizgiyi yakalamak o çizgiyi yakaladığınızda yazdıklarınız daha güçlü daha gizemli oluyor yoksa oturup sayfalarca kafiyeli bir şeyler yazabilirsin ama o tadı veremezsin.Bunun sırrı falan yok konusu ne olursa olsun Allah"ın ilham ettiğince yazar her şair�Ve aklın ne ile meşgulse onu yazar kalemin�
8) Ekranlarda veya konserlerde sizi gördüğümüzde genelde neşeli bir ruh hali bize yansıyor.Bu hayranlarınız ile birlikte olmanın getirdiği bir tat mıdır yoksa günlük hayatta da mutluluk sizin hep elinizi uzatıp alabileceğiniz bir yerde mi durmaktadır ve niye rap niye thm değil tsm vs değil?
Kolera:Evet kesinlikle sevenlerimle buluşmanın mutluluğundan öyle oluyorum.Günlük hayatta da mutlu olmayı düşünmediğime göre mutluyum.Güleryüzlü bir insanım ve insanları gülümsetmeyi seviyorum mutluluk herkesin elini uzatınca tutabileceği yerdedir yeter ki sen yerde birikmiş bir su birikintisine dalıp mutlu olabilmeyi bil�Rapi sevdiğim için rap yapıyorum.Vokal yeteneğimde thm ve tsm ye değil rape yatkın.
9) Eminim bir çok parçanız sizi alıp uzaklara veya tam tersi bir durumla sizi kendi dünyanızın en iç noktalarına götürüyordur.Fakat tek bir şarkı söylemenizi istesem sizin için en anlamlı ve söylerken ruhunuzu en fazla sürükleyen şarkınız hangisidir? Ben şarkılarımı kesinlikle ayırmam derseniz sizi en çok etkileyen Sagopa Kajmer şarkısını sormak istiyorum.
Kolera:Ah evet gerçekten zor soru ne kendimin ne Sago nun parçalarını ayırmam imkansız gibi ama Aşık ile Maşuk"u okumayı çok seviyorum...Sagopa dan örnek vermek çok daha zor , her parçanın kendine has bir cumhuriyeti var İki Tanık ı çok seviyorum mesela�
10) Eşiniz Sagopa Kajmer'de Rap müzik yapan bir isim.Onunla tartışırken veya normal konuşurken atışarak konuştuğunuz hiç oluyor mu? Küslüklerin,tartışmaların bile size birşeyler kazandırdığını düşünüyormusunuz?
Kolera:Her ailede olan atışmalar nadiren de olsa bizde de zuhur ediyor ama tez zamanda ortak payda da buluşuyoruz,küsmüyoruz birbirimize,eğer ona çok kızarsam odama gidiyorum o da bir süre sonra geliyor hadi gel çok sıkıldım diyor ben de nazlanmıyorum öyle stresli ortamları sevmiyoruz o yüzden işi uzatmadan tatlıya bağlıyoruz çünkü biliyoruz ki tüm bu atışmalar hep sevgiden ve sonu barış�
Tabi ki her tartışmadan birşeyler kazanıyoruz en azından bir dahakine birbirimizin neye kızacağını bilmiş oluyoruz ve o hareketi tekrarlamıyoruz.Ve her tartışmanın sonunda aslında ne kadar birbirimize düşkün olduğumuzu anlıyoruz.
11) Sagopa Kajmer veya sizi dinlerken,dinleyicilere çok yakın hisler yaşatıyorsunuz.Dinleyicilerin gözyaşları aynı renkte akıyor diyebiliriz belki de.Peki aynı şekile düşünürsek siz ve Sagopa Kajmer'in gözyaşları aynı renkte mi akmaktadır?
Kolera:Herkesin gözyaşı farklı renkte akar.Ama şiddet olarak birbirine yakındır.
12) Çocuğunuz olursa Rap müzik yapmasını ister misiniz? Mahlas olarak ne kullanmasını istersiniz.
Kolera:Tercih etmem ama yapmak isterse yapabilir,ailelerin çocuklarının geleceğini kendi isteklerine göre inşa etmelerini doğru bulmuyorum,mimar olmak istiyorsa bırak mimar olsun neden hukuk için zorluyorsun iki mesleğinde kendine göre hoşluğu vardır mahlasını da bir zahmet kendi bulsun adını zaten ona sormadan koyacağız. Herkesin bir kaderi var ama ben çocuğumun hafız falan olmasını isterim ya da alim bu boş dünyanın boş işleriyle uğraşmasını istemem yani isterseniz bana yobaz ya da geri kafalı deyin eğer benim çocuğum böyle mübarek şeylere istek duyacaksa medreseye bile gidebilir.Bana bakın, mesleğimi bile icra etmiyorum basit ağızla rapçi oldum Sago da bana kez,a bizler gibi birçok mesleğinin haricinde mesleklere dalmış ve başarı kazanmış insan var.Çocuğum saçma ve kötü bir işe istek duymadıkça seçiminde özgürdür ama benim tercihim sayılmaz,paso diss atarlar anan da böyleydi baban da şöyleydi diye bizim camia o kadar düşük o kadar rezil ki her şeyi yaparlar.İnsan kendine sövülünce dişini sıkar ama çocuğuna sövüldüğünde dişlerini kırar herhalde..
13) Erzurumda yaşayan biri olarak Erzurumlu dinleyicilerinizden çok selam ve bir soru getirdim size.Acaba Erzurum'da konser vermeyi düşünüyor musunuz?
Kolera:Aslında böyle bir şey vardı ama son anda olmamıştı bizler de isteriz Erzurum"a gelmeyi neden olmasın.Şuan 3 aylarda olduğumuz için konserleri durdurduk ama ülkemizdeki her şehri görmek ve oradaki sevenlerimizle buluşmak istiyoruz,abim askerliğini Ağrı"da yaptı Erzurumda da vakit geçirdi,Erzurum"un güzelliğini hep söyler.Ağrının bir caddesi var adı Cumhuriyet Caddesi ama oranın halkı oradan başka işlek cadde olmadığından oraya mecburiyet caddesi derJo cadde de Sago aynı İstanbul da olduğu gibi karşılandı bu çok güzel bir şey her şehirde sevenlerinizin olması konser istemesi vs.bizler de elimizden geldikçe onlara ulaşmaya çalışıyoruz.Adana"ya da çok mahçup kaldık salon sıkıntısı nedeniyle son 2 senedir gidemiyoruz inşallah yeni sezonda daha fazla şehre uğrarız ve bunlardan biri de Erzurum olur.
Çok teşekkür ederim vakit ayırdığınız için
Kolera: Ben teşekkür ederim.
24 Temmuz 2009 Cuma
Sagopa Kajmer Hayatıma Nasıl Girdi?
Yıl 2004 Polis okuluna yeni başlamıştım. Ynlış hatırlamıyorsam sömastr tatili için Adana ya gelmişitim. Polis okulunda Geceler uzun geldiği için kendime bi discman satın aldım. Daha sonra mahalleden çocukluk arkadaşım özgünlerde cd doldurmaya başladık. Arabesk ağırlıklı şarkılar seçiyordum kendime. Ne de olsa arabesk ruhlu bir şehir de dünyaya gelmiştim :))). Neyse sonra aklıma Ceza geldi. Arkadaşıma:
- "Ceza nın şarkılarından da dolduralamım"
- "SAGOPA KAJMER i tanıyormusun"
- "hayır"
- "O adamı dinlemelisin bence ceza dan dan daha iyi"
- "Peki sen bilirsin o şarkılardan da koy" dedim ve cd leri hazırladık.
Akabinde polis okulu başladı. İlk başlarda Sagopa Kajmer çok itici gelmişti
ve genelde ceza dinliyordum. Fakat çocukluk arkadasım bu arada her telefonla konusmamızda Sago yu dinliyormusun diyodu. Ben de hayır diyordum.
Birgün Yaw bu adam ne söylüyor dedim ve anlamaya çalıstım. Şarkıları tekrar çaldım, tekrar çaldım ve tekrar çaldım. Sonra baktım ki çalmadan durmaz olmuştum:-)))))
Şaka bi tarafa Yunus abi Solist olsam senin şarkılarını sölemek isterdim, Şair olsam senin şiirlerini yazmak isterdim, Reason u çok iyi kullanabilsem senin beat larını yapmak isterdim. Ama sen olmasaydın bunları ben değil kimse yapamazdı. İnsanların özündeki sorunlara kimse parmak basamazdı. "BEN" merkezden kurtulup kimse kendi kafasına taş atmazdı. Ama sen olmasaydın bu müziğe ahlak girmezdi.
Sağolasın Yunus abi RAP e katkılarından dolayı
Sağolasın Yunus abi Şarkılarında bana da yer verdiğin için
Ve yine sağolasın Yunus abi bu ortam da işini en iyi şekilde yapıp bizi yalnız bırakmadığın için.
Selametle....
- "Ceza nın şarkılarından da dolduralamım"
- "SAGOPA KAJMER i tanıyormusun"
- "hayır"
- "O adamı dinlemelisin bence ceza dan dan daha iyi"
- "Peki sen bilirsin o şarkılardan da koy" dedim ve cd leri hazırladık.
Akabinde polis okulu başladı. İlk başlarda Sagopa Kajmer çok itici gelmişti
ve genelde ceza dinliyordum. Fakat çocukluk arkadasım bu arada her telefonla konusmamızda Sago yu dinliyormusun diyodu. Ben de hayır diyordum.
Birgün Yaw bu adam ne söylüyor dedim ve anlamaya çalıstım. Şarkıları tekrar çaldım, tekrar çaldım ve tekrar çaldım. Sonra baktım ki çalmadan durmaz olmuştum:-)))))
Şaka bi tarafa Yunus abi Solist olsam senin şarkılarını sölemek isterdim, Şair olsam senin şiirlerini yazmak isterdim, Reason u çok iyi kullanabilsem senin beat larını yapmak isterdim. Ama sen olmasaydın bunları ben değil kimse yapamazdı. İnsanların özündeki sorunlara kimse parmak basamazdı. "BEN" merkezden kurtulup kimse kendi kafasına taş atmazdı. Ama sen olmasaydın bu müziğe ahlak girmezdi.
Sağolasın Yunus abi RAP e katkılarından dolayı
Sağolasın Yunus abi Şarkılarında bana da yer verdiğin için
Ve yine sağolasın Yunus abi bu ortam da işini en iyi şekilde yapıp bizi yalnız bırakmadığın için.
Selametle....
Sagopa Kajmer Kimdir?
Yunus Özyavuz 1978 Samsun doğumlu.
-İlk olarak Samsun'da yerel radyoda DJ'lik yapmaya başladı.
-1997 de üniversite okumak icin İstanbul’a geldi. "ISTANBUL UNVERSITESI FARS DILI VE EDEBİYATI"
-1998 de kendi müzik stüdyosu KUVVETMIRA'yi kurarak müzik çalışmalarına başladı.
-1999 yılında çeşitli sanatçıların yeraldığı ilk Türk Rap albümü "Yeraltı Operasyonu" albümünde ilk projesi olan "SILAHSIZ KUVVET" ismiyle yer aldı ve en fazla dikkati çeken kişi oldu.
-2001 yılında ilk albümü SILAHSIZ KUVVET "Sözlerim Silahim"ı çıkardı.
-2002 yılında ikinci albüm SILAHSIZ KUVVET "İhtiyar Heyeti” çıktı.
-2002 "SAGOPA KAJMER’i yarattı, ismiyle ayni adi taşıyan bir albüm çıkardı.
-2002 yılında CEZA "Med Cezir" albümünün prodüktörlüğünü yaptı..Albümün tüm müziklerini kendisi yaptı.
-2003 yılında yeni albümü "Bir Pesimistin Gözyaşları" albümünü tamamladı ve 2004 yılında double olarak 150 dakika süren bir albüm piyasaya çıkarttı. Yepyeni bir sound yaratarak büyük dikkat çekti.
-2004 yılında FUCHS "Huzur N Darem" albümünün prodüktörlüğünü yaptı.
-2004 Cem Yılmaz’ın G.O.R.A. filminin Soundtrack müziklerini yaptı. "Al 1de Buradan Yak isimli parçaya video klip çekti.
-11.08.2005 tarihinde, kendi albümlerini çıkarmak ve yeni yeteneklere daha geniş imkanlar sunarak, kapılar açmak üzere Kolera ile kendi plak şirketleri ''Melankolia Müzik”i resmen kurdular.
-2006 yılında Kafile adlı ilk Compilation albümü Melankolia etiketiyle çıkardılar.
-2006 Pesimist EP 4
-2007 yılında Kolera ile düet albümleri olan ''İkimizi Anlatan Birşey'' Melankolia etiketiyle müzik marketlerdeki yerini aldı.
-2008'de yeni solo albüm ''Kötü İnsanları Tanıma Senesi''
-2008 EP5 ''Kör Cerrah''(5 Parmak) *Ateşten Gömlek,*Muamma,*Aşk Yok Artık,*Fırtına ve Şimşek,*Hep Taarruz Var.
2009 Sagopa Kajmer ''Şarkı Koleksiyoncusu''
-Dj MicCheck Türkiye'de "turntablizm" akiminin öncüsüdür.(plaklarla scratch show)
-Istanbul'a yerleştikten sonra müzik çalışmaları ve üniversite eğitiminin yanı sıra en güçlü radyolarda müzik direktörü ve DJ olarak çalıştı.
-h2000 ve j&b festivallerinde DJ'lik yaptı.Yurt dışında çeşitli yerlerde Dj'lik yaptı.
Çok önemli bir müzik birikimi ve arşivine sahip Dj MicCheck "Sagopa Kajmer" kimliğiyle "PESIMIST UNDERGROUND RAP" tarzini oluşturmuş , müzik kalitesi ,söz zenginliği ve etkileyici sesiyle kendisini birçok değişik kitleden insana kanıtlamıştır.Yurt dışından sanatçılara da altyapı müzikler hazırlamıştır.
-İlk olarak Samsun'da yerel radyoda DJ'lik yapmaya başladı.
-1997 de üniversite okumak icin İstanbul’a geldi. "ISTANBUL UNVERSITESI FARS DILI VE EDEBİYATI"
-1998 de kendi müzik stüdyosu KUVVETMIRA'yi kurarak müzik çalışmalarına başladı.
-1999 yılında çeşitli sanatçıların yeraldığı ilk Türk Rap albümü "Yeraltı Operasyonu" albümünde ilk projesi olan "SILAHSIZ KUVVET" ismiyle yer aldı ve en fazla dikkati çeken kişi oldu.
-2001 yılında ilk albümü SILAHSIZ KUVVET "Sözlerim Silahim"ı çıkardı.
-2002 yılında ikinci albüm SILAHSIZ KUVVET "İhtiyar Heyeti” çıktı.
-2002 "SAGOPA KAJMER’i yarattı, ismiyle ayni adi taşıyan bir albüm çıkardı.
-2002 yılında CEZA "Med Cezir" albümünün prodüktörlüğünü yaptı..Albümün tüm müziklerini kendisi yaptı.
-2003 yılında yeni albümü "Bir Pesimistin Gözyaşları" albümünü tamamladı ve 2004 yılında double olarak 150 dakika süren bir albüm piyasaya çıkarttı. Yepyeni bir sound yaratarak büyük dikkat çekti.
-2004 yılında FUCHS "Huzur N Darem" albümünün prodüktörlüğünü yaptı.
-2004 Cem Yılmaz’ın G.O.R.A. filminin Soundtrack müziklerini yaptı. "Al 1de Buradan Yak isimli parçaya video klip çekti.
-11.08.2005 tarihinde, kendi albümlerini çıkarmak ve yeni yeteneklere daha geniş imkanlar sunarak, kapılar açmak üzere Kolera ile kendi plak şirketleri ''Melankolia Müzik”i resmen kurdular.
-2006 yılında Kafile adlı ilk Compilation albümü Melankolia etiketiyle çıkardılar.
-2006 Pesimist EP 4
-2007 yılında Kolera ile düet albümleri olan ''İkimizi Anlatan Birşey'' Melankolia etiketiyle müzik marketlerdeki yerini aldı.
-2008'de yeni solo albüm ''Kötü İnsanları Tanıma Senesi''
-2008 EP5 ''Kör Cerrah''(5 Parmak) *Ateşten Gömlek,*Muamma,*Aşk Yok Artık,*Fırtına ve Şimşek,*Hep Taarruz Var.
2009 Sagopa Kajmer ''Şarkı Koleksiyoncusu''
-Dj MicCheck Türkiye'de "turntablizm" akiminin öncüsüdür.(plaklarla scratch show)
-Istanbul'a yerleştikten sonra müzik çalışmaları ve üniversite eğitiminin yanı sıra en güçlü radyolarda müzik direktörü ve DJ olarak çalıştı.
-h2000 ve j&b festivallerinde DJ'lik yaptı.Yurt dışında çeşitli yerlerde Dj'lik yaptı.
Çok önemli bir müzik birikimi ve arşivine sahip Dj MicCheck "Sagopa Kajmer" kimliğiyle "PESIMIST UNDERGROUND RAP" tarzini oluşturmuş , müzik kalitesi ,söz zenginliği ve etkileyici sesiyle kendisini birçok değişik kitleden insana kanıtlamıştır.Yurt dışından sanatçılara da altyapı müzikler hazırlamıştır.
Transfer Panoraması
Galatasaray ın bu seneki tablosunu değerlendirdiğimiz de çok güzel transferlere imza attığı ortada. Ancak Lincoln alınırken de gerçekten cok büyük bir transfee imza attı demiştik galataraya, bu yüzde bu yıl ki transferleri ben büyük bir heyecanla izlememeye çalısıyorum(bir Galatasaraylı olarak nasıl başaracaksam bunu :))). Nitekim Milan Baraş için ilk geldiğinde herkes o oyuncu nasıl olsa bitmişti o yüzden Galatasaray a geldi uygun performans alamazsınız denmişti fakat adam geldiği ilk yıl türkiye gol kralı oldu. Yani büyük transfer yoktur bence oyuncunun büyük performansı vardır. Bunu da örneklendiririrsek Fenerbahçenin İspanya gol kralı guiza. Adam Türkiye ye geldi tık yok. ama bir yıl önce de İspanya gol kralı olmustu. Cok değişik faktörler var bu konuda oyuncuyu etkileyen. Hocaların taktik anlayışı, yaşadığı şehir, arkadaş ortamı vs. Bence klübler sadece transfer için uğraşmamalı transferden sonraki boyutlar da çok önemli onları da değerlendirip kaliteli çözümlere varmalılar.
Etiketler:
fenerbahçe,
futbolcu psikolojisi,
galatasaray,
guiza,
Milan Baroş,
Taktik anlayış,
transfer politikası.
23 Temmuz 2009 Perşembe
Deco geliyor
G.Saray, Keita'nın ardından bir transfer bombası daha patlatıyor. Rijkaard'ın Barcelona'daki beyni Deco, Haldun Üstünel'e 'Evet' dedi. Sözleşmesi feshedilen Cassio Lincoln'ün yerini alacak olan Brezilya asıllı Portekizli yıldızı kulübü Chelsea gözden çıkarmıştı
Lincoln'ün sözleşmesini dün Futbol Federasyonu bünyesinde resmen fesheden Galatasaray'ın yeni beyni Deco olacak. Flaş transferlerini büyük bir gizlilik içinde yürüten sarı-kırmızılı kulübün yarın bir bomba daha patlatmaya hazırlandığı öğrenildi. Teknik direktör Rijkaard'ın Barcelona'sının orta sahasında oyunu yönlendiren Deco'nun, yönetici Haldun Üstünel'e "Evet" dediği bildirildi. Geçen sezon başında Portekiz Milli Takımı'ndaki hocası Scolari'nin isteğiyle Chelsea'ye transfer olan ve sezona iyi başlayan Deco, Maviler'in yeni teknik direktörü Ancelotti'nin yeni sezon planlarında yer almıyor. Arda'yı en iyi performans gösterdiği sol kanatta kullanmaya karar veren Rijkaard'ın, Haldun Üstünel'e "Orta sahada oyunu iki yönlü oynayacak, teknik kapasitesi yüksek bir oyuncuya ihtiyacım var" diyerek Deco'yu önerdiği ortaya çıktı. Chelsea ile ABD'de hazırlık kampında olan Deco, Inter'e karşı 45 dakika oynadı. Portekizli yıldız için Chelsea, Barcelona'ya 10 milyon euro ödemişti.
LUCAS NEİLL PARAGÖZ ÇIKTI
Bonservisi elinde olan Lucas Neill'a yıllık 2 milyon euro teklif eden G.Saray, bu rakama "evet" diyen Avustralyalı savunmacı fiyatını aniden 2.6 milyon euroya çıkartınca geri adım attı. Lucas Neill'in B. Rovers ve West Ham'da forma giyerken kulüp yönetimleriyle para konusunda problemler yaşadığını ve Ada'da "Cash" (Nakit) kelimesinden kendisi için "LUCASH" lakabının türetildiğini öğrenen Haldun Üstünel oyuncunun menajerine "2 milyonun üzerine çıkamayız" dedi.
Deco kimdir?
Brezilya doğumlu olmasına karşın Portekiz Milli Takımı forması giyen tecrübeli oyuncu Corinthians'ta bir sezon oynadıktan sonra Benfica'ya geldi. 1999'da Porto'ya geçmesinin ardından 2002-03 sezonunda Mourinho ile zirveye çıktı ve Şampiyonlar Ligi kupasını kaldırdı. 2004'te Barcelona'ya transfer oldu. Rijkaard onu savunmaya yönelik oynattı Geçen yıl Chelsea'ye geçen 31 yaşındaki Deco sezon sonunda "Bu takımda kalmak istemiyorum" dedi.
Alperen Kimdir?
Bu sualin cevabı sonu gelmeyecek tanımlamaların fitilini tutuşturacak türdendir. Aklınıza çok güzel tanımlamalar gelebilir. Lisanımızın tüm olanaklarını kullanarak belagatin zirvesine yerleşen ifadeler de üretebiliriz. “Çok güzel buyurdunuz beyefendi.” cinsinden cümlelerle, nefsinizi okşayacak sitayişkar mırıldanmalarla karşılaşabilirsiniz. Bunlar, içinde bulunduğumuz veya içinde birden kendimizi bulduğumuz inanç ve dava platformunda pek de yabancısı olmadığımız vaziyetler. Süslü cümleler zihinlerde ve gönüllerde belli bir etki alanına sahiptir. Ekseriyetle insanımız bu süslü ve veciz cümleleri duymaktan ziyadesiyle hoşlanır. Fakat cümlenin barındırdığı mana ve mananın çağrışımları bu beliğ ifadeler karşısında hep ikinci plana itilir. Lafızdan alınması gereken esas önemli unsur, güzel söyleyişin verdiği zevk değil, manadır. Ve mananın çağrışım alanının ürünleridir.
Manaya ulaşmak çaba gerektirir. Zihnin zemininde yer tutan fakat derinlerine inemeyen bilgi ve çağrışımları, kişiyi bilgi yüklü hamala çevirir. Bu tür bir zihin üretmez. Sadece taşıyıcı bir rol üstlenir ve belli bir süre sonra yorulur, takatı kalmaz ve dizleri üstüne çöker. Ondan sonra sağdan soldan zihnine üşüşen her lakırdı onu lafızların kölesi yapar. Nutukların peşinden sürüklenen bir sürünün ferdi haline sokar. Bu hal cumhuriyet tarihini iyi okuyabilenler için pek de yabancı değildir.
Bu manada, “Alperen kimdir?” suali, meraklısı için kulaklara dolacak olan süslü ifadelerden çok, zihnin derinliklerine bir ok gibi işleyen yapıca basit ama mana bakımından hem dehşetli hem de hayretfeza tanımlamalarla ve ifadelerle karşılık bulmalıdır. Peki bu tür cevapları suali soran kişi nereden bulabilir veya kim bu suallere cevap verebilir? Bu soru, yöneltenin muhataplarıyla olan ilişkisinin boyutuyla bağlantılıdır.
O zaman biz, bu sualin cevabını kendimiz arayalım. İnsan doğar, büyür ve büyüdüğü kanaati oluşunca ona roller yüklenir. Bu hal belki de bir insanoğlunun dünya hayatındaki tek gerçekliğidir. Bu roller insanın hayatının her halinde kendisini hissettirir. Ve onu farklı pozisyonlar almaya iter. Bir veya birden fazla sorumluluk halleri ve kişilik rolleri… ve insan sorumluluklarını yerine getirip getirmediğiyle alakalı hem dünya hayatında hem de ahiret hayatında belli mercilerin önünde hesap verir. Sonunda insanın yapıp ettikleriyle veya yapmadıklarıyla bir fotoğrafı çekilir.
Bu fotoğrafta gördüklerimiz insan için yorumlaması güç manzaralardır. Bu güçlük karşısında insan, daha rahat bir vaziyet sergileyebilmesi için fotoğrafı çeken merciye iyi pozlar vermelidir. Kendisi uygun kıyafetler ve uygun davranışlarla tezyin olunmalıdır. Dış ve iç aleminde azami derecede hijyene önem vermelidir. Kalbini fesatlardan bünyesini zararlı her türlü necasetten arındırmalıdır. Bu duyduklarınız pek de süslü cümleler olmayabilir. İşitmek istediklerinizin sizleri havalara uçuracak cinsten olmasını dilerdiniz belki de. Olabilir. Fakat ahval ve şerait gül bahçelerinde gezip keyif keder yaşamayı pek de mümkün kılmıyor.
Bu manada Alperen, önce sorumluluk kavramını iyi anlamış, hem bu dünya hem de öteki dünya adına bu duyguyu konumlandırmayı başarmış olmalıdır hayatında. Sonra ödevler geliyor. Ödev kavramını okul terminolojisinden mülhem bir tarzda buraya almıyorum. Sorumlulukların ürünü olan ödevden bahsediyorum. Sonra ,salih ameller diyor kitabımız, Allah’ın beğeneceği halller ve tavırlar üzere yaşamak ve yaşatmak…
Kimseyi beğenmemek gibi bir lüksümüz yok. Aynaya bakmayı becerebilmeliyiz. Özeleştirimizi bihakkın yapmalıyız. Eksiklerin farkında olup bunlar üzerine bir otacı, eczacı hassasiyetiyle eğilmeliyiz. Ve bir doktor gibi tanı ve teşhisler geliştirmeliyiz. Alperen kendisiyle yüzleşmekten korkmaz. Hata ve sevaplarıyla yaşamayı ve başı dik durmayı erdemlilik sayar. İnsanın kul olduğu gerçeğini iyi kavrar. Bir gün gelir en cihangir Yavuz olur; bir gün gelir derviş Yunus olur. Bu haller Allah’ın nizamının dışında gerçekleşecek haller değildir.
Başı yalnızca Allahın huzurunda eğilir. Ne kadar eğilirse kullar arasında o kadar yükselir. Tüm kainatta o yüce kumandanın bir neferi ehliyetiyle gezer ve saygı görür. Ondan sonra görün bakalım erenler dostu, alpler çırağı son yüzyılın yiğit Alperenlerini. Efendimizin kardeşlerinden olmak şerefiyle dimdik tüm kainata meydan okuyacaktır.
Manaya ulaşmak çaba gerektirir. Zihnin zemininde yer tutan fakat derinlerine inemeyen bilgi ve çağrışımları, kişiyi bilgi yüklü hamala çevirir. Bu tür bir zihin üretmez. Sadece taşıyıcı bir rol üstlenir ve belli bir süre sonra yorulur, takatı kalmaz ve dizleri üstüne çöker. Ondan sonra sağdan soldan zihnine üşüşen her lakırdı onu lafızların kölesi yapar. Nutukların peşinden sürüklenen bir sürünün ferdi haline sokar. Bu hal cumhuriyet tarihini iyi okuyabilenler için pek de yabancı değildir.
Bu manada, “Alperen kimdir?” suali, meraklısı için kulaklara dolacak olan süslü ifadelerden çok, zihnin derinliklerine bir ok gibi işleyen yapıca basit ama mana bakımından hem dehşetli hem de hayretfeza tanımlamalarla ve ifadelerle karşılık bulmalıdır. Peki bu tür cevapları suali soran kişi nereden bulabilir veya kim bu suallere cevap verebilir? Bu soru, yöneltenin muhataplarıyla olan ilişkisinin boyutuyla bağlantılıdır.
O zaman biz, bu sualin cevabını kendimiz arayalım. İnsan doğar, büyür ve büyüdüğü kanaati oluşunca ona roller yüklenir. Bu hal belki de bir insanoğlunun dünya hayatındaki tek gerçekliğidir. Bu roller insanın hayatının her halinde kendisini hissettirir. Ve onu farklı pozisyonlar almaya iter. Bir veya birden fazla sorumluluk halleri ve kişilik rolleri… ve insan sorumluluklarını yerine getirip getirmediğiyle alakalı hem dünya hayatında hem de ahiret hayatında belli mercilerin önünde hesap verir. Sonunda insanın yapıp ettikleriyle veya yapmadıklarıyla bir fotoğrafı çekilir.
Bu fotoğrafta gördüklerimiz insan için yorumlaması güç manzaralardır. Bu güçlük karşısında insan, daha rahat bir vaziyet sergileyebilmesi için fotoğrafı çeken merciye iyi pozlar vermelidir. Kendisi uygun kıyafetler ve uygun davranışlarla tezyin olunmalıdır. Dış ve iç aleminde azami derecede hijyene önem vermelidir. Kalbini fesatlardan bünyesini zararlı her türlü necasetten arındırmalıdır. Bu duyduklarınız pek de süslü cümleler olmayabilir. İşitmek istediklerinizin sizleri havalara uçuracak cinsten olmasını dilerdiniz belki de. Olabilir. Fakat ahval ve şerait gül bahçelerinde gezip keyif keder yaşamayı pek de mümkün kılmıyor.
Bu manada Alperen, önce sorumluluk kavramını iyi anlamış, hem bu dünya hem de öteki dünya adına bu duyguyu konumlandırmayı başarmış olmalıdır hayatında. Sonra ödevler geliyor. Ödev kavramını okul terminolojisinden mülhem bir tarzda buraya almıyorum. Sorumlulukların ürünü olan ödevden bahsediyorum. Sonra ,salih ameller diyor kitabımız, Allah’ın beğeneceği halller ve tavırlar üzere yaşamak ve yaşatmak…
Kimseyi beğenmemek gibi bir lüksümüz yok. Aynaya bakmayı becerebilmeliyiz. Özeleştirimizi bihakkın yapmalıyız. Eksiklerin farkında olup bunlar üzerine bir otacı, eczacı hassasiyetiyle eğilmeliyiz. Ve bir doktor gibi tanı ve teşhisler geliştirmeliyiz. Alperen kendisiyle yüzleşmekten korkmaz. Hata ve sevaplarıyla yaşamayı ve başı dik durmayı erdemlilik sayar. İnsanın kul olduğu gerçeğini iyi kavrar. Bir gün gelir en cihangir Yavuz olur; bir gün gelir derviş Yunus olur. Bu haller Allah’ın nizamının dışında gerçekleşecek haller değildir.
Başı yalnızca Allahın huzurunda eğilir. Ne kadar eğilirse kullar arasında o kadar yükselir. Tüm kainatta o yüce kumandanın bir neferi ehliyetiyle gezer ve saygı görür. Ondan sonra görün bakalım erenler dostu, alpler çırağı son yüzyılın yiğit Alperenlerini. Efendimizin kardeşlerinden olmak şerefiyle dimdik tüm kainata meydan okuyacaktır.
Sagopa Kajmer Feat Kolera - Hain Şarkı Sözleri
Hain Şarkı Sözleri
Sago Verse
Son mahçupluğumun yanakları al al
Kırıklara bağlar yunus iple sıkıca ince dal
Yürü be koçum kim tutar !
Böyle devam edersen halin mantara bağlar
Bilirim sen yüzersinde gemiler batar
Ben perçemle sır bakar
Gözlerime sürmelik atar ve istasyonlarım hınca hınç dolar
Her ağızdan bir iftira doğar
Ve doğan iftiralar büyüdükçe Bal satar
Alem bala batar
Ölüm yapar mı hiç rötar ?
İnsan etiyle açtığın iftiharla iftihar
Bence en kalleşçe intihar
Harla ateş Har
İftiraların ellerinde keleş var
Tarar durur tarar adamı mermi manyağı yaparda anlamazsın
Fare gibi üfleyerek yerler etin
Yıkılır güçlü setin
Bu Şarkıyla ağlar müzik setin !
Gurur kaybolmuş betin
Ve betin benzin atmış yakmış ruhunu benzin
Yangınlarımın Dumanından tıkalır genzin
Aslında herşey sensin ve sensin aradığım en güzel engin
Bil Bu fakirin gönlü zengin
İradem kendinden pek emin
Bende ruhumu teslim ettim demin yine çayım aldı demin amma tekrar doğdum
Yeminimde başı kalabalık açtı cenazemin yüzüne bak şu yanına tavaf eder semazenin !
Hali ne kadarda nazenin
Mis kokusu geç gelir henüz açan çiçeğin
Bak demirden bileklerim !
NAKARAT
(x2)
Sen bide bana sor neymiş aldanmak, amacına ulaşır hain
Üzgünüm içten ama senlede anlarsın ya içtenlikten
Sen bide bana sor neymiş yalvarmak, suçu bana atar hep hain
Kirlenmeden kalabilsemde sıkı tutunup düşmesem olmaz mı ?
Kolera Verse
Toz kanatlı kelebek hasta hala ayın tozunu eksin içinde bir ben durur hatalı hamlelerimi konuşur
Karıncalar gibi temkinliyim yazın biriktirdim can çekişen kuş gibi çırpınır kirpiklerim
Söyle dostunu bana, kim olduğunu söylememe gerek yok sana kafasına tokmak yedi kül oldu şah
Yerleşir küfür ki birden yana kayan ağzına geldim suyu verevela sarsıldı şiddetimle marmara
Belki bulursun bak ara gocun her yerin yara göz at tekeye kaç para söyle kızım senin ruhun kaç para
Etmez bence beş para kendini karanlıkta ara hedefi diss kurbanları kolera tara
Karaya vurmuş deniz kızıyım yetiştirin beni suya pullarım düşerse birbir geri koy sırtıma var çok fazla arkadaşı
ve dans ediyor gözü kaşı cüssesi ağır geldi nihayet kırıldı kalçası,
Kötü yola düşmüşsün sen şeytanla öpüşmüşsün bire bir görüşmüşsün sana sövmüşler gülmüşsün sen ne iki yüzlüymüşsün hatta sen yüzsüzmüşsün akbabaları bile ürkütmüşsün sen çürümüşsün
NAKARAT
(x2)
Sen bide bana sor neymiş aldanmak, amacına ulaşır hain
Üzgünüm içten ama senlede anlarsın ya içtenlikten
Sen bide bana sor neymiş yalvarmak, suçu bana atar hep hain
Kirlenmeden kalabilsemde sıkı tutunup düşmesem olmaz mı ?
Sago Verse
Son mahçupluğumun yanakları al al
Kırıklara bağlar yunus iple sıkıca ince dal
Yürü be koçum kim tutar !
Böyle devam edersen halin mantara bağlar
Bilirim sen yüzersinde gemiler batar
Ben perçemle sır bakar
Gözlerime sürmelik atar ve istasyonlarım hınca hınç dolar
Her ağızdan bir iftira doğar
Ve doğan iftiralar büyüdükçe Bal satar
Alem bala batar
Ölüm yapar mı hiç rötar ?
İnsan etiyle açtığın iftiharla iftihar
Bence en kalleşçe intihar
Harla ateş Har
İftiraların ellerinde keleş var
Tarar durur tarar adamı mermi manyağı yaparda anlamazsın
Fare gibi üfleyerek yerler etin
Yıkılır güçlü setin
Bu Şarkıyla ağlar müzik setin !
Gurur kaybolmuş betin
Ve betin benzin atmış yakmış ruhunu benzin
Yangınlarımın Dumanından tıkalır genzin
Aslında herşey sensin ve sensin aradığım en güzel engin
Bil Bu fakirin gönlü zengin
İradem kendinden pek emin
Bende ruhumu teslim ettim demin yine çayım aldı demin amma tekrar doğdum
Yeminimde başı kalabalık açtı cenazemin yüzüne bak şu yanına tavaf eder semazenin !
Hali ne kadarda nazenin
Mis kokusu geç gelir henüz açan çiçeğin
Bak demirden bileklerim !
NAKARAT
(x2)
Sen bide bana sor neymiş aldanmak, amacına ulaşır hain
Üzgünüm içten ama senlede anlarsın ya içtenlikten
Sen bide bana sor neymiş yalvarmak, suçu bana atar hep hain
Kirlenmeden kalabilsemde sıkı tutunup düşmesem olmaz mı ?
Kolera Verse
Toz kanatlı kelebek hasta hala ayın tozunu eksin içinde bir ben durur hatalı hamlelerimi konuşur
Karıncalar gibi temkinliyim yazın biriktirdim can çekişen kuş gibi çırpınır kirpiklerim
Söyle dostunu bana, kim olduğunu söylememe gerek yok sana kafasına tokmak yedi kül oldu şah
Yerleşir küfür ki birden yana kayan ağzına geldim suyu verevela sarsıldı şiddetimle marmara
Belki bulursun bak ara gocun her yerin yara göz at tekeye kaç para söyle kızım senin ruhun kaç para
Etmez bence beş para kendini karanlıkta ara hedefi diss kurbanları kolera tara
Karaya vurmuş deniz kızıyım yetiştirin beni suya pullarım düşerse birbir geri koy sırtıma var çok fazla arkadaşı
ve dans ediyor gözü kaşı cüssesi ağır geldi nihayet kırıldı kalçası,
Kötü yola düşmüşsün sen şeytanla öpüşmüşsün bire bir görüşmüşsün sana sövmüşler gülmüşsün sen ne iki yüzlüymüşsün hatta sen yüzsüzmüşsün akbabaları bile ürkütmüşsün sen çürümüşsün
NAKARAT
(x2)
Sen bide bana sor neymiş aldanmak, amacına ulaşır hain
Üzgünüm içten ama senlede anlarsın ya içtenlikten
Sen bide bana sor neymiş yalvarmak, suçu bana atar hep hain
Kirlenmeden kalabilsemde sıkı tutunup düşmesem olmaz mı ?
22 Temmuz 2009 Çarşamba
Huzur Enfeksiyonlarım -2- Düşünce Hataları
Filtrelemede temel aksaklık ; belirli bir bütünü, bireyi,
olayı, bir tek öğesine dayalı olarak, diğer öğeleri ya saf dışı ederek
ya da onlara seçici bir körlük geliştirerek değerlendirme yapmamızdır. (Alıntı:www.empatipdr.com)
Evet bende oluşan bazı aksaklıklar bu tanıma uyabiliyor. Ancak genel olarak her insanda bu aksaklık bir miktar vardır.
Önemli olan bu aksaklığın boyutunun belli bir miktardan öteye gitmesine bişekilde engel olmaktır. Bende ki sorunları örneklemeye çalışırsam
- Karşımda ki insanın her hareketinden kendime sorun çıkarma.
- Yanlış empati yoluyla oluşan tanımlamaların doğruluğunda ki eksiklik
- Genelleme amacıyla konuşulanlardan kendine olumsuz pay çıkarma
- Yine genellemenin tam tersi özellemeyle oluşan aynı şekilde kendimle alakası olmamasına rağmen olumsuz pay çıkarma.
Konun en başında verdiğim tanımlama ile ben deki aksaklıkların bendeki görünümleri sadece bunlar.
olayı, bir tek öğesine dayalı olarak, diğer öğeleri ya saf dışı ederek
ya da onlara seçici bir körlük geliştirerek değerlendirme yapmamızdır. (Alıntı:www.empatipdr.com)
Evet bende oluşan bazı aksaklıklar bu tanıma uyabiliyor. Ancak genel olarak her insanda bu aksaklık bir miktar vardır.
Önemli olan bu aksaklığın boyutunun belli bir miktardan öteye gitmesine bişekilde engel olmaktır. Bende ki sorunları örneklemeye çalışırsam
- Karşımda ki insanın her hareketinden kendime sorun çıkarma.
- Yanlış empati yoluyla oluşan tanımlamaların doğruluğunda ki eksiklik
- Genelleme amacıyla konuşulanlardan kendine olumsuz pay çıkarma
- Yine genellemenin tam tersi özellemeyle oluşan aynı şekilde kendimle alakası olmamasına rağmen olumsuz pay çıkarma.
Konun en başında verdiğim tanımlama ile ben deki aksaklıkların bendeki görünümleri sadece bunlar.
21 Temmuz 2009 Salı
HUZUR ENFEKSİYONLARIM -1-
Üçayların içindeyiz ve Ramazan ayına daha da yaklaşmaktayız. Fakat şu anki durumum pek iç açıcı değil. Alkol, sigara, Ahlaksız yaşam
almış başını gidiyor. Tabi bu sorunların kaynağındaki temel sorum İman eksikliği. Kendimi zorlayamam. Sıkıntıya gelememem vs.
İnsanın gönlünden neler geçiyior. Bir saat önce düşündüklerin bir saat sonrasın da değişebiliyor.
Yanlış tanımlamalar ve gözlemler veya aşırı empati kurma bu sorunda gerçek temel olabilir.
Tabi ki bu sorunlar diğer insanlarla iletişimimi olumlu ya da olumsuz yönde etkiliyor.
Mesela benim hakkımda kötü düşünceye varan bi insanla karşılaşabiliyorum ve beni suçladığı düşünceyi hiçbir
zaman aklıma geçirmememe rağmen. Bu şekilde sorunlarla karşılaşabiliyorsunuz.
Empati kurarsam bendeki hani o bahsettiğim bir saat önce düşündüklerinin daha sonra yanlış olduğunu anlama
konusunda tam anlamıyla benzerlik var. Yani bendeki hatanın başka bi insanda olması kadar doğal bişe yok.
Ancak benim o yanlış düşüncelerim sonunda içimdeki değişikleri yalnızca ben bilebilirim ve de bilirim.
Fakat başkasının yanlışlarından ne ölçüde pişman olduğu gönlünden nelerin geçtiğini ben kestiremem.
Bunları ne için yazdığım ise belli yakın zaman içinde başımdan geçen olaylar.
Ancak inanın bana bu olaylar artık büyük bi olasılıkla olmayacak.
İnsanlar farklı farklı, düşünceler de öyle.
Bu farklı düşünceler ve insanlar içinden sosyal ekonomik ve kültürel açıdan yakın olanlar
farklı şekillerle birbirlerini çekip arkadaş oluyorlar. Ancak bunun garantisini bana kimse veremez.
Kendisini dünyanın en iyi insanıyla kan kardeşiyim diye tanıtan bile sadece İNŞALLAH der
ve çatışmaların seyrini izler.
Neyse lafı uztmaya gerek yok.
Artık kum torbası olmaya da gerek yok.
En az üzülme yollarını bulmam lazım.
İnsanlar çok saldırgan tırnaklarını koparmam lazım.
Yolum gurbet şafağı beklemek lazım
Selametle deyip kendi ayaklarınla finish e koşmak lazım...
almış başını gidiyor. Tabi bu sorunların kaynağındaki temel sorum İman eksikliği. Kendimi zorlayamam. Sıkıntıya gelememem vs.
İnsanın gönlünden neler geçiyior. Bir saat önce düşündüklerin bir saat sonrasın da değişebiliyor.
Yanlış tanımlamalar ve gözlemler veya aşırı empati kurma bu sorunda gerçek temel olabilir.
Tabi ki bu sorunlar diğer insanlarla iletişimimi olumlu ya da olumsuz yönde etkiliyor.
Mesela benim hakkımda kötü düşünceye varan bi insanla karşılaşabiliyorum ve beni suçladığı düşünceyi hiçbir
zaman aklıma geçirmememe rağmen. Bu şekilde sorunlarla karşılaşabiliyorsunuz.
Empati kurarsam bendeki hani o bahsettiğim bir saat önce düşündüklerinin daha sonra yanlış olduğunu anlama
konusunda tam anlamıyla benzerlik var. Yani bendeki hatanın başka bi insanda olması kadar doğal bişe yok.
Ancak benim o yanlış düşüncelerim sonunda içimdeki değişikleri yalnızca ben bilebilirim ve de bilirim.
Fakat başkasının yanlışlarından ne ölçüde pişman olduğu gönlünden nelerin geçtiğini ben kestiremem.
Bunları ne için yazdığım ise belli yakın zaman içinde başımdan geçen olaylar.
Ancak inanın bana bu olaylar artık büyük bi olasılıkla olmayacak.
İnsanlar farklı farklı, düşünceler de öyle.
Bu farklı düşünceler ve insanlar içinden sosyal ekonomik ve kültürel açıdan yakın olanlar
farklı şekillerle birbirlerini çekip arkadaş oluyorlar. Ancak bunun garantisini bana kimse veremez.
Kendisini dünyanın en iyi insanıyla kan kardeşiyim diye tanıtan bile sadece İNŞALLAH der
ve çatışmaların seyrini izler.
Neyse lafı uztmaya gerek yok.
Artık kum torbası olmaya da gerek yok.
En az üzülme yollarını bulmam lazım.
İnsanlar çok saldırgan tırnaklarını koparmam lazım.
Yolum gurbet şafağı beklemek lazım
Selametle deyip kendi ayaklarınla finish e koşmak lazım...
ÇANAKKALE ŞEHİTLERİNE
Şu boğaz harbi nedir? Var mı ki dünya’da eşi?
En kesif orduların yükleniyor dördü beşi
- Tepeden yol bularak geçmek için Marmara’ya
-Kaç donanmayla sarılmış ufacık bir karaya.
Ne hayasızca tehaşşüd ki ufuklar kapalı!
Nerde - gösterdiği vahşetle "bu: bir Avrupalı"
Dedirir- yırtıcı, his yoksulu, sırtlan kümesi
Varsa gelmiş, açılıp mahpesi, yahud kafesi!
Eski Dünya, yeni Dünya, bütün akvam-ı beşer
Kaynıyor kum gibi, tufan gibi, mahşer mahşer!
Yedi iklimi cihanın duruyor karşında,
Ostralya'yla beraber bakıyorsun: Kanada!
Çehreler başka, lisanlar, deriler rengarenk;
Sade bir hadise var ortada: vahşetler denk.
Kimi Hindu, kimi yamyam, kimi bilmem ne bela..
Hani tauna da züldür bu rezil istila.
Ah, o yirminci asır yok mu, o mahluk-u asil,
Ne kadar gözdesi mevcut ise hakkıyle sefil.
Kustu Mehmetçiğin aylarca durup karşısına,
Döktü karnındaki esrarı hayasızcasına.
Maske yırtılmasa hala bize afetti o yüz..
Medeniyet denilen kahpe, hakikat, yüzsüz!
Sonra mel'undaki tahribe müvekkel esbab,
Öyle müthiş ki: eder her biri bir mülkü harab.
Öteden saikalar parçalıyor afakı;
Beriden zelzeleler kaldırıyor a’makı,
Bomba şimşekleri beyninden inip her siperin,
Sönüyor göğsünün üstünde o arslan neferin.
Yerin altında cehennem gibi binlerce lağam,
Atılan her lağamın yaktığı: yüzlerce adam.
Ölüm indirmede gökler, ölü püskürmede yer,
O ne müthiş tipidir: savrulur enkaaz-ı beşer..
Kafa, göz, gövde, bacak, kol, çene, parmak, el, ayak
Boşanır sırtlara, vadilere sağnak sağnak.
Saçıyor zırha bürünmüş de o namerd eller,
Yıldırım yaylımı tufanlar, alevden seller.
Veriyor yangını durmuş da açık sinelere,
Sürü halinde gezerken sayısız tayyare.
Top tüfekten daha sık, gülle yağan mermiler
Kahraman orduyu seyret ki bu tehdide güler.
Ne çelik tabyalar ister, ne siner hasmından,
Alınır kal'a mı göğsündeki kat kat iman?
Hangi kuvvet onu, haşa, edecek kahrına ram?
Çünkü te'sis-i ilahi o metin istihkam.
Sarılır indirilir mevki-i müstahkemler,
Beşerin azmini tevkif edemez sun'-u beşer;
Bu göğüslerse Hüda’nin ebedi serhaddi
"O benim sun'-u bediim onu çiğnetme!" dedi.
Asım’ın nesli.. diyordum ya.. nesilmiş gerçek,
İşte çiğnetmedi namusunu, çiğnetmiyecek!
Şüheda göğdesi, bir baksana, dağlar, taşlar..
O, rüku olmasa, dünyada eğilmez başlar.
Yaralanmış temiz alnından uzanmış yatıyor;
Bir hilal uğruna, ya Rab, ne güneşler batıyor!
Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş asker!
Gökten ecdad inerek öpse o pak alnı değer.
Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor Tevhid'i..
Bedr'in arslanları ancak, bu kadar şanlı idi..
Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın?
"Gömelim gel seni tarihe!" desem, sığmazsın.
Herc ü merc ettiğin edvara da yetmez o kitab..
Seni ancak ebediyyetler eder istiab.
"Bu taşındır" diyerek Kabe' yi diksem başına,
Ruhumun vahyini duysam da geçirsem taşına.
Sonra gök kubbeyi alsam da, rida namiyle,
Kanayan lahdine çeksem bütün ecramiyle;
Mor bulutlarla açık türbene çatsam da tavan
Yedi kandilli Süreyya'yı uzatsam oradan;
Sen bu avizenin altında, bürünmüş kanına,
Uzanırken, gece mehtabı getirsem yanına,
Türbedarın gibi ta fecre kadar bekletsem;
Gündüzün fecr ile avizeni lebriz etsem;
Tüllenen mağribi, akşamları sarsam yarana..
Yine bir şey yapabildim diyemem hatırana.
Sen ki, son ehl-i salibin kırarak savletini,
Şarkın en sevgili Sultanı Salahaddin'i,
Kılıç Arslan gibi iclaline ettin hayran..
Sen ki, İslamı kuşatmış, boğuyorken hüsran,
O demir çemberi göğsünde kırıp parçaladın;
Sen ki, ruhunla beraber gezer ecramı adın;
Sen ki asara gömülsen, taşacaksın..
Heyhat! Sana gelmez bu ufuklar, seni almaz bu cihat..
Ey şehid oğlu şehid, isteme benden makber
Sana aguşunu açmış duruyor Peygamber...
Mehmet Akif Ersoy (1873 - 1936 )
En kesif orduların yükleniyor dördü beşi
- Tepeden yol bularak geçmek için Marmara’ya
-Kaç donanmayla sarılmış ufacık bir karaya.
Ne hayasızca tehaşşüd ki ufuklar kapalı!
Nerde - gösterdiği vahşetle "bu: bir Avrupalı"
Dedirir- yırtıcı, his yoksulu, sırtlan kümesi
Varsa gelmiş, açılıp mahpesi, yahud kafesi!
Eski Dünya, yeni Dünya, bütün akvam-ı beşer
Kaynıyor kum gibi, tufan gibi, mahşer mahşer!
Yedi iklimi cihanın duruyor karşında,
Ostralya'yla beraber bakıyorsun: Kanada!
Çehreler başka, lisanlar, deriler rengarenk;
Sade bir hadise var ortada: vahşetler denk.
Kimi Hindu, kimi yamyam, kimi bilmem ne bela..
Hani tauna da züldür bu rezil istila.
Ah, o yirminci asır yok mu, o mahluk-u asil,
Ne kadar gözdesi mevcut ise hakkıyle sefil.
Kustu Mehmetçiğin aylarca durup karşısına,
Döktü karnındaki esrarı hayasızcasına.
Maske yırtılmasa hala bize afetti o yüz..
Medeniyet denilen kahpe, hakikat, yüzsüz!
Sonra mel'undaki tahribe müvekkel esbab,
Öyle müthiş ki: eder her biri bir mülkü harab.
Öteden saikalar parçalıyor afakı;
Beriden zelzeleler kaldırıyor a’makı,
Bomba şimşekleri beyninden inip her siperin,
Sönüyor göğsünün üstünde o arslan neferin.
Yerin altında cehennem gibi binlerce lağam,
Atılan her lağamın yaktığı: yüzlerce adam.
Ölüm indirmede gökler, ölü püskürmede yer,
O ne müthiş tipidir: savrulur enkaaz-ı beşer..
Kafa, göz, gövde, bacak, kol, çene, parmak, el, ayak
Boşanır sırtlara, vadilere sağnak sağnak.
Saçıyor zırha bürünmüş de o namerd eller,
Yıldırım yaylımı tufanlar, alevden seller.
Veriyor yangını durmuş da açık sinelere,
Sürü halinde gezerken sayısız tayyare.
Top tüfekten daha sık, gülle yağan mermiler
Kahraman orduyu seyret ki bu tehdide güler.
Ne çelik tabyalar ister, ne siner hasmından,
Alınır kal'a mı göğsündeki kat kat iman?
Hangi kuvvet onu, haşa, edecek kahrına ram?
Çünkü te'sis-i ilahi o metin istihkam.
Sarılır indirilir mevki-i müstahkemler,
Beşerin azmini tevkif edemez sun'-u beşer;
Bu göğüslerse Hüda’nin ebedi serhaddi
"O benim sun'-u bediim onu çiğnetme!" dedi.
Asım’ın nesli.. diyordum ya.. nesilmiş gerçek,
İşte çiğnetmedi namusunu, çiğnetmiyecek!
Şüheda göğdesi, bir baksana, dağlar, taşlar..
O, rüku olmasa, dünyada eğilmez başlar.
Yaralanmış temiz alnından uzanmış yatıyor;
Bir hilal uğruna, ya Rab, ne güneşler batıyor!
Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş asker!
Gökten ecdad inerek öpse o pak alnı değer.
Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor Tevhid'i..
Bedr'in arslanları ancak, bu kadar şanlı idi..
Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın?
"Gömelim gel seni tarihe!" desem, sığmazsın.
Herc ü merc ettiğin edvara da yetmez o kitab..
Seni ancak ebediyyetler eder istiab.
"Bu taşındır" diyerek Kabe' yi diksem başına,
Ruhumun vahyini duysam da geçirsem taşına.
Sonra gök kubbeyi alsam da, rida namiyle,
Kanayan lahdine çeksem bütün ecramiyle;
Mor bulutlarla açık türbene çatsam da tavan
Yedi kandilli Süreyya'yı uzatsam oradan;
Sen bu avizenin altında, bürünmüş kanına,
Uzanırken, gece mehtabı getirsem yanına,
Türbedarın gibi ta fecre kadar bekletsem;
Gündüzün fecr ile avizeni lebriz etsem;
Tüllenen mağribi, akşamları sarsam yarana..
Yine bir şey yapabildim diyemem hatırana.
Sen ki, son ehl-i salibin kırarak savletini,
Şarkın en sevgili Sultanı Salahaddin'i,
Kılıç Arslan gibi iclaline ettin hayran..
Sen ki, İslamı kuşatmış, boğuyorken hüsran,
O demir çemberi göğsünde kırıp parçaladın;
Sen ki, ruhunla beraber gezer ecramı adın;
Sen ki asara gömülsen, taşacaksın..
Heyhat! Sana gelmez bu ufuklar, seni almaz bu cihat..
Ey şehid oğlu şehid, isteme benden makber
Sana aguşunu açmış duruyor Peygamber...
Mehmet Akif Ersoy (1873 - 1936 )
10 Temmuz 2009 Cuma
ARKADAŞ
Olmasın o ta içten
Gülen gözlerde yaş
Bir gün gelip ayrılsak da
Seninle arkadaş
Bir kıvılcım düşer önce
Büyür yavaş yavaş
Bir bakarsın volkan olmuş
Yanmışsın arkadaş
Dolduramaz boşluğunu
Ne ana ne kardaş
Bu en güzel bu en sıcak
Duygudur arkadaş
Ortak olmak her sevince
Her derde kedere
Ve yürümek ömür boyu
Beraberce el ele
Olmayacak o ta içten
Gülen gözlerde yaş
Bir gun gelir ayrılsak da
Seninle arkadaş
Yılmaz GÜNEY
Gülen gözlerde yaş
Bir gün gelip ayrılsak da
Seninle arkadaş
Bir kıvılcım düşer önce
Büyür yavaş yavaş
Bir bakarsın volkan olmuş
Yanmışsın arkadaş
Dolduramaz boşluğunu
Ne ana ne kardaş
Bu en güzel bu en sıcak
Duygudur arkadaş
Ortak olmak her sevince
Her derde kedere
Ve yürümek ömür boyu
Beraberce el ele
Olmayacak o ta içten
Gülen gözlerde yaş
Bir gun gelir ayrılsak da
Seninle arkadaş
Yılmaz GÜNEY
Dost!!!
Genç adamın biri,Dermiş babasına her gün;'Benim de dostlarım var, sendeki dost gibi'Baba, itiraz eder,Olmaz öyle çok dost, hakikisiBelki bir, belki iki,Fazlasını bulamazsın gerçek, hakiki...Devam eder durur konuşma...Aralarında başlar bir tartışma,Karar verirler bir sınava,Dostun hakikisini anlamaya...Bir akşam bir koyun keserler,Ve koyarlar çuvala.Baba der ki oğluna,'Hadi al bu çuvalı, şimdi götür dostuna'.Çuvaldan kanlar damlamakta,Sanki öldürmüşler de bir adamı,Koymuşlar çuvala,Dıştan böyle sanılmakta.Delikanlı sırtlar çuvalı,Gider en iyi bildiği dostuna,çalar kapıyı.O dost, bakar ki bir çuval,hem de kanlı,Kapar hızla kapıyı delikanlının suratına,Almaz içeri arkadaşını,Böylece tek tek dolaşır delikanlı,Kendince tanıdığı, sevdiği dostlarını.Ne çare, hepsinde de sonuç aynıdır.evlat geriye döner.Ama içten yıkılır...Babasına dönerek; haklıymışsın baba ' der.Dost yokmuş bu dünyada ne sana, ne de bana.Baba 'hayır Evlat 'der, benim bir dostum var bildiğim.Hadi, çuvalı alda bir kerede git ona.Genç adam, çuvalı sırtlar tekrar.Alnından ter, çuvaldan kanlar damlar...Gider, baba dostuna. Kabul görür, sevinir.O dost, delikanlıyı alır hemen içeri.Geçerler arka bahçeye.Bir çukur kazarlar birlikte,Çuvaldaki koyunu gömerler adam diye,Üzerine de serpiştirirler toprak.Belli olmasın diye dikerler sarımsak...Genç adam gelir babasına;'Baba, işte dost buymuş' diye konuşunca,Babası; 'daha erken, o belli olmaz daha.Sen yarın git O'na, çıkart bir kavga,Atacaksın iki tokat, hiç çekinmeden ona,işte o zaman anlaşılacak, dostun hakikisi.Sonra gel olanları anlat bana...'Genç adam, aynen yapar babasının dediğini,Maksadı anlamaktır dostun hakikisini,babasının dostuna istemeden basar iki tokadı!Der ki tokadı yiyen DOST;'Git de söyle babana, biz satmayız Sarımsak tarlasını böyle iki tokada'!
Kaydol:
Yorumlar (Atom)